«

»

Bursa / Gemlik Gübre Fabrikası İşçisi Uğur Çavdar’ ın Davasının Basın Bülteni

Basın Bülteni-06.10.2020

Gemlik Gübre Fabrikası’nda ne olmuştu?

19 Temmuz 2015’te, sabaha karşı 1:45 sularında, Bursa Gemlik’te faaliyet gösteren Gemlik Gübre Sanayi AŞ’ye ait fabrikada meydana gelen patlamada işçi Uğur Çavdar hayatını kaybetti. İşçi Mustafa Karakol yaralandı. İşçilerin çalıştığı kalsiyum amonyum nitrat (C.A.N.) PRİL kulesinde meydana gelen patlamanın etkisi güvenliksiz çalışma koşullarıyla da birleşince ölüm ve yaralanma meydana geldi.

Tüm ilçe nüfusunu yok edebilecek büyüklükte bir patlama olabilirdi

Olayla ilgili Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığı’nca sürdürülen soruşturmada alınan bilirkişi raporu ile işyerinde alınması gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı tespit edilerek şirket yetkilileri kusurlu bulundu. Olayın meydana geldiği Gemlik Gübre Fabrikası, “1. derecede gayri sıhhi müessese” statüsünde ve “ağır tehlikeli iş” tanımı dairesinde faaliyet gösteren bir işletme. Patlamanın olduğu yapıya bitişik yer hasar gördü, bu yapı sayesinde amonyak tankı patlamadı. Eğer bu yapı olmasaydı tüm Gemlik ilçesi nüfusunu yok edebilecek kadar büyük bir katliam meydana gelebilirdi.

Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığı’nın düzenlediği fezleke doğrultusunda hazırlanan iddianameyle açılan davanın ilk duruşması, Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 8 Mart 2016’da görüldü.  6 Ekim 2020 tarihinde görülen 17. Celsede dava bitti.

1

Bursa 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan dava bitti.

 Savcılık Soruşturması aşamasında alınan Bilirkişi Raporunda Gemlik Gübre Sanayi A.Ş.Yönetim Kurulu üyelerine kusur izafe edilmesine rağmen, haklarında dava açılmadı. Yargılama süresince de keşif, tanık ifadeleri ve bilirkişi raporlarına dayanarak Cumhuriyet savcısı tarafından açıklanan mütalaada yapılan değerlendirmede;

‘…..Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda olay çerçevesinde tespit olunan mevzuata aykırılıkların özetle;

1) Nitrat borularının temizliğinde talimatlara aykırı olarak nitrik asit (HNO3) verilmesi, bu suretle boru çeketinde ısıtma hattı açılıp, sıcaklığın artmasına neden olunması,

2) İşyerinde kullanılan kimyasal maddelerin eğitiminin verilmemesi,

3)Usulünce organizasyon yapısı kurulmaması, amir ilişkisinin düzenlenmemesi,

4) C.A.N üretim tesisi pril kulesi havalandırma hattında (scrubber) yapılan yenileme nedeniyle amonyum nitrat, amonyum nitrat sirkülasyon, buhar boru hatlarında revizyonlar yapıldıktan sonra risk değerlendirmesi yapılmamış olması,

5) Revizyonu yapılan hatların yeniden konumlandırılması için projelendirme yapılmaması,

6) V206 kodlu buhar domunun periyodik kontrolünde hidrostatik basınç kontrolü yapılmaması olarak değerlendirildiğinin görüldüğü,

*Asansör kabininin 4. katta bulundurulmaması, scrubber montajı için pril kulesi içindeki vardiya odasının kaldırılmış olması ve bekleme yerinin 5. kat olarak seçilmesinin de ölüme ve yaralanmaya etki eden nedenler arasında bulunduğunun,

*Isınan gaz genleşeceğinden hiç bir boru malzemesinin ilgili basınca dayanmasının mümkün olmadığının, giderek artan yüksek ısı ve basıncın amonyum nitratın patlamasına da neden olduğunun,

*Boru malzemesi ne kadar yüksek basınca dayanırsa, nihayetinde patlarsa tahrip gücünün daha yüksek olacağının,tıkanıklığın açmanın en güvenli yönteminin yer alt kaya tuzu ocaklarında tuz çıkartılmasına benzer yöntemle su ile amonyum nitratın eritilerek borunun dışına atılması olduğunun,

*İlgili işyerinde olay öncesi blokaj açma talimatlarının olmadığının,

*Scrubber montajından sonra risk değerlendirmesinin yenilenmemiş olduğunun,

*Tıkalı sirkülasyon hattı yanında çalışan bulundurulmasının yapılmaması gereken bir davranış olduğunun, bunun nedeninin de nitrat pril tankına müdahale için en yakın bir yer seçilmesi olduğunun,

*Gübre üretim müdürü Gökşen Toprak’ın tıkalı amonyum nitrat işinin nasıl halledileceği hususunda talimat vermeksizin ayrıldığının,

*Gökşen Toprak anlatımlarından Üretim Mühendisi Murat Meriç’in blokajı suyla açmak yerine nitrik asidi kullandığını ve buhar kullandığını gizlemeye çalıştığının anlaşıldığının,

*Tıkanmış borunun kesilmesi ve yerine yeniden kaynatılması anında patlama olmamış olmasının şans eseri olduğunun, bu hususa dikkat edilmemesinin işletme mühendisinin amonyum nitrat ile tıkalı bir borunun nasıl açılabileceği hususunda eğitimsiz olduğunu ortala koyduğunun,

*Borunun açılmasını Gökşen Toprak’ın uzaktan da olsa telefonla takibinin ve fabrika teknik müdürü sanık Galip Küreksiz’ in de yakın takibinin gerektiğinin ancak yapılmadığının,

*Dosyada boruların ve işletmenin metalürjik durumu hakkında yeterince bilginin bulunmadığının, belgelerin mevcut olmadığının değerlendirildiğinin,

*Pril kulesine ilişkin inşaat incelemesinde 1974-1975 yıllarında inşa olunan yapının projelerinin1975 yılı yönetmeliğine uygun olduğunun değerlendirildiğinin, malzemelerin proje malzemelerine uygunluğun laboratuar sonuçları mevcut olmadığından değerlendirilemediğinin,

*Kaza sonrası düzenlenen risk değerlendirmesinde scrubber montajından dolayı güzergahı değiştirilen sirkülasyon geri dönüş hattının dikey hale getirilmesinin, hatlardaki

blokajın yalnızca suyla giderilmesinin, asit vb. kullanılmamasının, personel ekstra eğitim verilmesinin öngörülmesinin projenin başlangıçta hatalı yapıldığını, yanlış malzeme ve yöntemlerle olaya müdahale edildiğini ,

* Çalışanlara eğitim verilmediğini ortaya koyduğunun değerlendirildiğinin,

* Fiziksel ve Ergonomik risk etmenlerinin risk değerlendirme analizinde ele alınmadığının,

* Yedekleme sistemi oluşturulmadığından, günlük belgelerin okunaksız tutulmalarından firma

çalışanları ile ilgili bilgilere zorluklarla ulaşılabildiğinin,

* 22/06/2015 tarihinden itibaren sistem uyarı verdiği halde, üretimin durdurulmaması, her şeyin oluruna bırakılması, scrubber sistemi ile ilgili bir ön fizibilite. Ön projelendirme bulunmaması, alınmış bir yönetim kararı bulunmaması, üretim müdürünün muhalefetine rağmen sistemin değiştirilmesi cihetine gidilmesi,

* mesleki yeterliliği olmayan ölen Uğur Çavdar’ın çok tehlikeli işte çalıştırılmış olması,

*  asansör önü boşluk ile ilgili risk etmenlerinin değerlendirilmemiş olması,

İdarecilerin olaya kayıtsız kalmaları nedeniyle,

Sanıklar,Ali Galip Küreksiz, Gökşen Toprak, Murat Meriç, Eyyubi Ensari Malçık’ın eylemlerine uyan TCK’nun 85/2, 53/6 maddeleri uyarıca ayrı ayrı tecziyelerine, Bilirkişi raporunda hakkında olay çerçevesinde kusur ve sorumluluğu olduğu kanaatinin oluştuğu anlaşılan Alp Bülent Güleş hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan suç ihbarında bulunulmasına,karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur dedi.

Sanıklar Murat MERİÇ, Eyubi Ensari MALÇIK, Ali Galip KÜREKSİZ, Gökşen TOPRAK’ın taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan eylemlerine uyan TCK’nın 85/2. maddesi uyarınca suçun isleniş biçimi,meydana gelen zararın ağırlığı, bir kişinin ölüp, bir kişinin yaralandığı kazada alınan bilirkişi raporuna göre sanıkların asli kusurlu olduklarının tespiti nazara alınarak takdiren ve teşdiden AYRI AYRI 3’ER YIL HAPIS CEZASI ILE CEZALANDIRILMALARINA,

Sanıklar hakkında verilen cezanın TCK’nın 62/1 Maddesi gereğince fiilden sonraki yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınıp cezaları takdiren 1/6 oranında indirilerek AYRI AYRI 2’SER YIL 6’SAR AY HAPIS CEZASI ILE CEZALANDIRILMALARINA,

Cezalarından başkaca arttırma ve eksiltme yapılmasına takdiren yer olmadığına,

Beraat eden sanık hariç olmak üzere diğer sanıklar hakkında taksirli suçtan mahkumiyet hükmü kurulması nedeni ile TCK’nun 53/6. maddesi uyarınca 6 ay süre ile mesleklerinin icrasının yasaklanmasına, belirlenen sürenin hükmün kesinleşmesi ile yürürlüğe girmesine ve cezanın tümü ile infazından itibaren başlamasına karar verildi.

Bursa Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere, aksi halde kararın kesinleşeceği belirtilerek;

3

Karar duruşmasını değerlendiren, Oğlu Uğur Çavdar’ın hayatını kaybettiği fabrikada uzun yıllar boyunca çalışan Ekrem Çavdar ;

Bu karar iş cinayetlerine destek niteliğindedir.2 yıl 6 ay gibi bir ceza kabul edilir değildir. Paranın gücü adaletin önüne geçmiştir. Adalet zenginlerin elindedir. İki bilirkişi raporuda idarecileri kusurlu görmüş, mahkeme huzurunda dinlenen tanık ifadelerinde  sanıkların bilinçli taksir derecesinde kusurlu olduklarını göstermiştir.İki yıldır,Alp Bülent Güleş’i yargılamaya katmak için, adresini, telefonunu mahkemeye sunmamıza rağmen , mahkeme huzuruna çıkarılıp ifadesi alınmadı.Savcılık karar duruşmasında Alp Bülent Gülşen hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan suç ihbarında bulunulmasına,karar verdi.Karar istinafa gitti. Vekillerimiz aracılığıyla karara itirazımızı sunacağız. İstinaf mahkemesinin kararı bozup,sanıkların bilinçli taksirden cezalandırılmalarını talep edeceğini düşünüyorum